KAMUOYUNA DUYURULUR !
Yine Türkiye Süper Ligi’nde Şampiyonluk yarısında burnumuza pis kokular geliyor.
Daha önce
1995-1996…
2001-2002…
2005-2006…
2010-2011…
2018-2019…
Ve bugün…
Başakşehir maçında Trabzonspor’un verilmeyen iki NET! Penaltısı ve sezon boyunca hakem hataları ile çalınan puanlarımız.
Yıllar değişti, aktörler değişti ama sonuç değişmedi.
Emeğin, alın terinin, mücadelenin karşısına yine aynı düzen dikildi.
Başkanı Trabzonspor’lu diye vitrine konulan Türkiye Futbol Federasyonu ve onun atadığı hakemler ile VAR sistemi, bir kez daha faturayı kesmiş, bedeli Trabzonspor’a ödetmiştir.
Müesses nizam yine şampiyonluğu Trabzonspor’a layık görmemiş İstanbul dışına çıkmasına müsaade etmemiştir.
Bu yaşananlar insan hatası ile açıklanacak bir durum değildir. Sahada kazanılanın masa başında kaybedildiği, Birilerinin yolunun açıldığı,
Birilerinin önünün kesildiği bir düzenle karşı karşıyayız.
Konuşurken mangalda kül bırakmayanlar…
Söz konusu Trabzonspor’un hakkı olunca ortada yoklar!
Ne yazık ki ne Trabzonspor yönetimi ne de bu camianın yetiştirdiği ve bir yerlere taşıdığı insanlar, bu kulübün hakkını koruyabilmiş veya koruyabilecek iradeyi ortaya koyabilmiştir.
2025–2026 sezonu, ne yazık ki Türk futbol tarihine adaletin en çok tartışıldığı sezonlardan biri olarak tarihe geçmiştir. Bu süreçte Trabzonspor yalnızca sahada rakipleriyle değil, saha dışındaki karar mekanizmalarıyla da mücadele etmek zorunda bırakılmıştır.
Zaten kadro değeri ve ekonomik gücü bakımından rakiplerinin gerisinde olan Trabzonspor, sezon boyunca sergilediği üstün mücadeleyle şampiyonluk yarışının en güçlü adaylarından biri olmuştur.
Ancak bu sportif başarı; sistematik hatalar, çifte standartlar ve tartışmalı hakem kararlarıyla gölgelenmiştir.
Sezon boyunca yaşananlar incelendiğinde:
Kritik maçlarda Trabzonspor aleyhine verilen hatalı penaltı kararları,
Açık faul ve ihlallerin görmezden gelindiği pozisyonlar,
VAR müdahalesinin gerektiği anlarda devreye girilmemesi,
Aynı pozisyonların benzerlerinde İstanbul takımları lehine farklı standartların uygulanması,
gibi birçok örnek, adalet duygusunu derinden sarsmıştır.
Bu noktada açıkça ifade ediyoruz:
Trabzonspor’un şampiyonluk mücadelesi sadece saha içinde değil, daha önceki çalınan şampiyonluklarında olduğu gibi hakem hatalarıyla da sekteye uğratılmıştır.
Bizler şunu soruyoruz:
Neden aynı pozisyonlar farklı takımlar için farklı yorumlanmaktadır?
Neden VAR sistemi bazı maçlarda etkili kullanılırken bazı maçlarda yok sayılmaktadır?
Neden Anadolu kulüpleri söz konusu olduğunda adalet terazisi şaşmaktadır?
Trabzonspor camiası olarak biz kimseden ayrıcalık istemiyoruz, adelet ve eşitlik istiyoruz.
Kamu adına adaleti sağlamakla görevli kurumların görevini yerine getirmesini bekliyoruz.
Sezonun daha başında ortaya saçılan bahis skandalları, bazı hakemlerin ve futbolun içindeki aktörlerin bu kirli düzenle anılması; zaten güven sorunu yaşayan Türk futbolunun temelini sarsmıştır.
Böyle bir ortamda oynanan Süper Lig’de, sahaya çıkan her karar doğal olarak şüpheyle karşılanmaktadır.
Nitekim sezon boyunca yaşananlar da bu şüpheleri boşa çıkarmamıştır.
Hakemlerin skora doğrudan etki eden majör hataları, kritik anlarda verilen ya da verilmeyen kararlar, VAR’ın devreye girmediği pozisyonlar; futbolun doğasına aykırı bir şekilde yarışın seyrini değiştirmiştir.
Daha da vahimi; ligin belirli bir dengede tutulmaya çalışıldığı, özellikle iki takımın yarışta kalması adına karar standartlarının esnetildiği yönündeki güçlü kanaatin her geçen hafta daha da belirginleşiyor.
Bu süreçte en büyük zararı gören kulüplerin başında ise Trabzonspor gelmektedir.
Trabzonspor, sahada kazandığı puanları;
hakem hatalarıyla, yanlış kararlarla ve çifte standart uygulamalarıyla kaybetmeye zorlanmıştır.
Hatırlarsanız, 2010–2011 sezonunda yaşanan 3 Temmuz sürecinde; birçok futbolcu, yönetici ve kulüp yetkilisi soruşturmalara konu olmuş, yargılanmış ve çeşitli yaptırımlarla karşı karşıya kalmış, Trabzonspor’un hakledilmiş şampiyonluğu yine aynı kirli eller tarafından gasp edilmiştir.
Peki aynı süreçte sahada görev yapan hakemler?
Neden bu tartışmaların hiçbirinde hakemler kapsamlı bir şekilde soruşturulmadı?
Neden aynı dosyaların içinde isimleri dahi geçmedi ?
Neden futbolun en kritik aktörlerinden biri olan hakem mekanizması bu sürecin dışında tutuldu?
Eğer ortada futbolun kaderini etkileyen bir yapı varsa, hakemler bu yapının tamamen dışında mıydı?
Bugün hâlâ cevabı verilmeyen temel soru budur:
Şike iddialarıyla ilgili onlarca insan yargılanırken,
maçların sonucuna doğrudan etki eden hakem kararları neden hiçbir zaman aynı ciddiyetle ele alınmadı?
Hakemler dokunulmaz mı?
Eğer adalet gerçekten herkes için eşitse,
futbolun en kritik kararlarını verenlerin de aynı denetime, aynı şeffaflığa ve aynı hesap verebilirliğe tabi olması gerekmez mi?
Türk futbolunun marka değeri, güvenilirliği ve geleceği; adaletin sağlanmasına bağlıdır. Aksi halde sahada kazanılan emeğin hiçbir anlamı kalmayacaktır.
Son sözümüz nettir:
Trabzonspor’un emeğini kimsenin gasp etmesine izin vermeyeceğiz.
O yüzden, Türk futbolunda daha önce haramilerin saltanatını yıkarak devrim yapan Trabzonspor camiasının ve temiz futbol isteyen paydaşlarının kişisel bütün menfaat ve beklentilerini bir kenera koyarak gerçekten sivil bir insiyatif geliştirerek bu kirli kokuşmuş düzeni başlarına geçirecek şekilde birleşmesi lazım.
Türk futbolunda Adalet sağlanana kadar biz bu mücadeyi asla bırakmayacağız.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
1967 Trabzonsporlular Derneği başkanı Yusuf Ünal

